Cümle kurma kısmı uzun zamandır yosunlaşmış olan beynimi halkın önüne çıkarıyorum. Sonuçta birileri okur ya da okumaz ama yazmak dünyanın en güzel şeylerinden biri bana göre…
Zaman adeta bilmem kaç kilometrelik hızlarla ellerimizden kayarken yanımıza kar kalan ne? Bu aralar her şeyi ama her şeyi öyle sorguluyorum ki bu cümleleri okuyan bir kişi metnin sonunda bir kalp sıkışması ve iç darlanması hissedebilir : )
Ben neden insanlara güveniyim ki…Zaten kimseye körü körüne güvenemezsiniz. Kimseye… Hayatta neden doğru insan olmak için çabalıyoruz?! Ben bi aralar çok ama çok hata yapıyordum kendi kendime ve sonra kendime söz verdim hatalarımı azaltacağım diye… Ama bu hata dediğim şeyler kime göre hata kime göre hata değil??
Hayatımızda hep bir savaş vardır aslında, hiçbir şey yapmıyorsak bile bir savaşımız vardır. İnsan sürekli değişim ve gelişim içinde farkında olmadan… Sürekli durmadan bir şeyler için uğraşıp duruyoruz, gerçekten karşılığını alan var mı?
Hayatta ne zaman ne olacağı belli mi ki? Bugün bir toz tanesi gibi görünenler yarın büyük görüntülere sahip olabilirler mi gerçekten? Tarih bunun örnekleriyle doludur ve biz de buna tüm kalbimizle inanmalı mıyız? Karşımızdaki bir insanı bile anlamak çok zorken, kendimizi hemen tanıdığımıza nasıl emin olabiliriz?! Kendimizi nasıl tanırız? Birgün iyiyken kötü biri olabilir miyiz??
Bazı insanlar vardır, kalp kırma endişesiyle hareket etmeyen insanlar, akıllarına gelen fikirleri süzemeden,süzmeden, karşındakinin yüzüne yapıştıran insanlar… Bazı zamanlar avantaj olan bu davranış, bazı zamanlar felakete sebep olabilir. Mesela çok sevdiğiniz,değer verdiğiniz insanlara karşı bu süzgeç eleme yapmazsa bazen, büyük facialar oluşur... Bazı cümleler çünkü ok gibidir. Okun ucunda kağıt, tarih bile yazar… Siz sadece oku atmışsınızdır, sizden çıkmıştır, siz unutup gidersiniz. Ama diğer insan o oku bilerek saplandığı yerden çıkarmaz. Onu unutmaz. Ondan ders alır. Onu hatırlar. Bunlar çok önemli şeylerdir.
Ok saplandığı an önce bir an nefessiz kalırsın, gözlerin belli bir noktaya kitlenir. İlk dakika acı hissetmezsin, çünkü hala kavrayamamışsındır durumu… Sonra acı, acı ve acı… Yüzünün ifadesi değişir önce bir üzüntü perdesi geçer gözlerinden, sonra nefret, belki nefret de biter ama en sonunda soğukkanlı kalırsın. Yaraların, okların senin için kutsallaşır ve bilirsin savunmasız vurulmak bu oyunu bozar. Tepetaplak eder. Oklar neden birikir? Belki de günü gelince bu okları atan kişilere dağıtmak için, belki de bir daha canının yanmaması için… Çünkü bir ok, yüzeyde ok varken aynı yeri vuramaz … :)
İnsanların içindeki okları merak ediyorum…
Keşke bir gözlüğüm olsaydı da taktığım zamanlarda görebilseydim.
Aynı yerden vurulanlarla dertleşebilseydim, onlara ‘Seni anlıyorum.’ der gibi bakabilseydim…